Film yönetmen Christopher Nolan ‘ın küçük kardeşi Jonathan Nolan’ın “Memento mori” adlı öyküsünden esinlenerek yapılmış.Karma karışık ve tersine akan bir kurgusuyla ilk etapta bizleri bir hayli zorladı fakat 15 20 dakika içinde kendinizi bu kurguya kaptıryorsunuz ve sanki dünyada bütün filmler böyle olmalıymış gibi düşünürek hiç yadırgamadan izlemeye devam ediyorsunuz.Daha filmin başındayken filmin başını merak ediyorsunuz :p
“Memento mori” latince ölümü hatırla anlamına geliyormuş.Bir mistik havası var.Bizdeki “Her canlı ölümü tadacaktır” ayetine benzer bir söz.karısı öldürülmüş bir adamın katillerin peşine düşmesini konu alan bir film.tabi bu kadar basit değil.adam katillerin peşinde fakat cinayetin işlendiği gün başını duvara vurduğu için yakın geçmiş hafızası ile ilgili bir problemi var.çok kısa süreler içinde hafızasını kaybediyor ve herşey sıfırdan başlıyor. Lenard bunun için kağıtlara notlar alarak bir çözüm bulmaya çalışıyor fakat bu çözümün kendisi başlı başına bir problem oluyor.
Film Lenard adlı başkahramnın Teddy adlı polisi öldürmesiye başlıyor.Şunu hemen belirtmeliyimki izlediğim en mükemmel girişlerden biriydi.Tersine akan bu başlangıç sahnesinde ilk duyduğumuz şey Teddy’nin “NO” diye çığlık atması.filmden sonra terine akan bu sahnede “NO” yu tersten okuyup “ON” yani açılış olarak anlamamız gerektiğini anladık J ki gerçekten de çok zekici bir başlangıç.
Film kurgusunun sonunun biz izleyenler için film başlangıcı olması heyecan kaybımıza yol açmadı aksine bilakis olaylar nasıl geliştide bu şekilde bir son gerçekleşti diye düşünmeye başladık.(en azından ara verdiğimizde herkes bunu konuşuyordu).filmin ilk yarısını tamamladığımızda herkes üç aşağı beş yukarı olayı “çözmüştü”.fakat ikinci bölümü izlemeye başlayınca salondan çıkan “yok artık”,”hadi be” ,”oha” gibi gayriihtiyari çıkan seslerden anlaşılacağı üzere hepimiz ters köşe olduk.Filmin tüyleri diken diken eden muhteşem finalinde ise Lenard’ın iç hesaplaşmasını şoklar içerisinde izledik.
--spoiler—
Filmde benim için iki tane can alıcı sahne vardı. Birincisi Lenard ile Teddy barda konuşurken Lenard’ın “hafızanın kendisi aldatıcıdır anılar birer yorumdur ve çarpıtılabilir” demesiydi

Evet gerçektende öyle değil mi? Benim başıma çoğu kez gelir. Aileden veya arkadaş çevremden birisiyle bir tartışma yaşarsam o kişi hakkında aklıma gelen bütün anılar kötüdür.Azarlanmalar izin vermemeler kıymet bilmemeler vs. Halbuki ortalık güllül gülistanlıkken nedense bu tip şeyler akla pek gelmez hep iyi günler hatırlanır. Gerçektende hafızamız bizim için başlı başına bir manipülasyon aracı. Hatta bırakın hafızayı filmin sonunda aslında her şeyi nasıl görmek nasıl algılamak istiyorsak ona göre davrandığımızı suratımıza iki tokat atarak söylemiyor mu Christopher Nolan ?
Diğer can alıcı bölüm ise filmin finalindeki Lenard’ın iç hesaplaşma sahnesi.”Mutlu olmak için kendime yalan söyleyeceğim”! Tam her şeyi bütün yaşama amacını adadığı olayı çözmüşken bile bile sil baştan yapması ya da başka bir deyişle yaşamak için kendine bir amaç yaratması çok etkileyiciydi. (filmi izlemeyipte bu yorumu okuyan varsa kesin “ne saçmalıyor bu ya!” diyecek)

Filmde bana göre bazı mantık hataları da var ama onları yazmadan önce filmi bir kez daha izleyip rezil öyle karar vermek istiyorum.durduk yerde kepaze olmayayım şimdi J Ama şu sahneyi üşenmedim sizler için buldum kestim.

Aga hani bu adamın bütün amacı karısına tecavüz edip öldürenleri bulmaktı.Sırf bu olanları unutmamak için vücuduna dövme yapmamış mıydı? Ne iş :D lanet olası Christopher Nolan ...
İlk yorumu ben yazayım... Bu kesip koyduğun sahnede anlıyoruz ki adamın karısı aslında öldürülmemiş. Bu hikayeyi muhtemelen kendisi uydurmuş. Karısı ile aynı evde yaşamaya devam ederken, hatta karısına günlük insülin iğnelerini yaparken kendisini bu hikayeye inandırmış, bir yandan karısının "katillerini"(!) aramış bulmuş, öldürmüş, sonra da dövme yapıp göğsüne yazmış "hallettim" diye!...
YanıtlaSil